Metin yazarı, yargılamanın yenilenmesi başvurularında mahkemelerin CMK m.318-319 ile m.320-321'i birbirine karıştırarak yaptıkları usuli hatayı nasıl tanımlamaktadır? Doğru prosedür nasıl olmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75439

Yazar, uygulamada mahkemelerin yaptığı yaygın bir usuli hataya dikkat çekmektedir. Hata şudur: Mahkemeler, CMK m.319'a göre usulen eksiklik bulunmayan bir yargılamanın yenilenmesi talebini 'kabule değer' bulduktan sonra, CMK m.320'de öngörülen 'delillerin toplanması' aşamasını (örneğin yeni tanığı dinleme, belge getirtme) tamamen atlayarak, doğrudan dosya üzerinden yetersiz bir inceleme ile talebin 'esassız olduğuna' (CMK m.321/1) karar verip reddetmektedirler. Yazara göre doğru prosedür şu şekilde olmalıdır: 1) Şekli İnceleme (Kabule Değerlik - CMK m.319): Mahkeme önce başvurunun usule uygun yapılıp yapılmadığını, bir gerekçe ve delil içerip içermediğini inceler. Eksiklik yoksa talebi 'kabule değer' bulur. 2) Esasa İlişkin Delil Toplama (CMK m.320): Kabule değer bulunan talepteki iddiaları doğrulamak için delilleri toplar. Yeni tanık varsa dinler, belge varsa getirtir. 3) Esasa İlişkin Karar (CMK m.321-323): Deliller toplandıktan sonra, talebin esassız olup olmadığına karar verir. Eğer talep yeterince doğrulanamazsa 'esassızlık' nedeniyle reddeder (CMK m.321/1). Eğer talep doğrulanır ve hükmü etkileyecek nitelikteyse, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir (CMK m.321/2). Bu sıralamaya uyulmaması, maddi hakikate ulaşmayı engelleyen önemli bir usuli hatadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/degisen-veya-yeni-tanik-beyaninin-yargilamanin-yenilenmesine-etkisi)