Yargılamanın yenilenmesi talebinde, hüküm kesinleştikten sonra ortaya çıkan 'yeni tanık beyanının' hukuki niteliğini, bu tanığın daha önce dinlenip dinlenmediği ve yeminli olup olmadığına göre CMK m.311/1-b ve m.311/1-e bağlamında tasnif ederek analiz ediniz.
Yeni tanık beyanının hukuki niteliği, tanığın durumuna göre değişir ve farklı yargılamanın yenilenmesi sebeplerine dayanır: 1) Daha Önce Hiç Dinlenmemiş Tanığın Beyanı: Bu durum, CMK m.311/1-e kapsamında 'yeni delil' niteliğindedir. Mahkemenin hüküm verirken varlığından haberdar olmadığı ve değerlendirmediği bir tanığın beyanı, tek başına veya diğer delillerle birlikte sanığın beraatini veya daha hafif ceza almasını gerektirecek nitelikteyse, yargılamanın yenilenmesi sebebidir. 2) Daha Önce Yeminli Olarak Dinlenmiş Tanığın Çelişkili Yeni Beyanı: Bu durum, CMK m.311/1-b'nin özel düzenleme alanına girer. Burada mesele, 'yeni bir delil'den ziyade, mevcut bir delilin (tanık beyanının) gerçeğe aykırı olduğunun sonradan anlaşılmasıdır. Bu, tanığın 'hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu' iddiasını gündeme getirir. Bu halde, genellikle CMK m.316 uyarınca yalan tanıklıktan kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı veya delil yetersizliği dışı bir nedenle verilmiş KYOK aranır. 3) Daha Önce Yeminsiz Dinlenmiş Tanığın Çelişkili Yeni Beyanı: Metin yazarı bu durumu tartışmalı bulmaktadır. Bu tanık yeminsiz dinlendiği için m.311/1-b kapsamına girmez. Daha önce dinlendiği için beyanı 'yeni delil' de sayılmaz. Yazar, bu durumda tanığın değişen ve esasa etkili yeni beyanının m.311/1-e kapsamında 'yeni olay' olarak kabul edilmesinin daha uygun olacağını savunmaktadır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/degisen-veya-yeni-tanik-beyaninin-yargilamanin-yenilenmesine-etkisi)