TCK m.156'da düzenlenen bedelsiz senedi kullanma suçunun ispatında 'yazılı delil' zorunluluğu ne anlama gelmektedir? Bu kuralın ceza muhakemesindeki 'delil serbestisi' ilkesiyle ilişkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75434

Bedelsiz senedi kullanma suçu, temelinde bir özel hukuk uyuşmazlığı (borcun ödenip ödenmediği) barındırır. Bu nedenle, ceza mahkemesi bu suçun ispatında, hukuk usulündeki 'senede karşı iddiaların ancak senetle (yazılı delille) ispat edilebileceği' (HMK m.201) ilkesini dikkate alır. Metinde açıkça belirtildiği üzere, sanığın suç ikrarı yoksa, senedin bedelsiz kaldığı (yani ödendiği) olgusunun mutlaka yazılı bir delil (örneğin banka dekontu, ibraname, yazılı makbuz vb.) ile ispat edilmesi gerekir. Tanık beyanları tek başına senedin ödendiğini ispat için yeterli değildir. Bu durum, ceza muhakemesindeki genel 'delil serbestisi' (CMK m.217) ilkesine bir istisna teşkil etmektedir. Delil serbestisi ilkesi, hukuka uygun her türlü delilin yargılamada kullanılabileceğini ifade ederken, bedelsiz senedi kullanma suçunda kanun koyucu ve Yargıtay uygulaması, suçun maddi unsurunun (senedin bedelsiz kalması) ispatını özel ve daha sıkı bir şekil şartına, yani yazılı delil şartına bağlamıştır. Bu, suçun karma niteliğinden ve senet hukukunun güvenliğini koruma amacından kaynaklanmaktadır. (Bkz: Yargıtay 15. CD, 2017/32245 E. 2020/12825 K.)