Yargılamanın yenilenmesi başvurusunda, CMK m.311/1-b'ye göre 'hükmü etkileyecek biçimde' gerçek dışı tanıklıkta bulunulması şartı aranmaktadır. Bir tanığın beyanının önceki hükme etkisinin bulunmadığı hangi durumlarda söylenebilir?
Bir tanığın yalan veya hatalı beyanının önceki hükme etkisinin bulunmadığı şu gibi durumlarda söylenebilir: 1. Hükmün Başka Kesin Delillere Dayanması: Eğer mahkumiyet kararı, söz konusu tanığın beyanına değil de, sanığın ikrarı, DNA delili, kamera kaydı gibi başka kesin ve belirleyici delillere dayanıyorsa, tanığın beyanının sonradan yalan olduğu ortaya çıksa bile bu durum hükmün sonucunu değiştirmeyecektir. Bu durumda tanığın beyanı 'hükmü etkileyecek' nitelikte değildir. 2. Beyanın Sadece Tali Bir Konuya İlişkin Olması: Eğer tanığın gerçek dışı beyanı, suçun esasına değil de, olayın önemsiz bir ayrıntısına veya cezanın miktarını etkilemeyen tali bir konuya ilişkinse, yine hükme etkisi olmadığı kabul edilebilir. 3. Zaten Sanık Lehine Olan Bir Hüküm: Eğer tanık sanık aleyhine yalan beyanda bulunmuş ancak mahkeme zaten bu beyana itibar etmeyerek sanık hakkında beraat kararı vermişse, bu yalan tanıklığın hükme olumsuz bir etkisi olmamıştır. Mahkeme, yenileme talebini incelerken, varsayımsal olarak 'eğer bu tanık doğruyu söyleseydi veya hiç dinlenmeseydi, yine de aynı karara varır mıydım?' sorusunu cevaplandırır. Cevap 'evet' ise, beyanın hükme etkisi yoktur. (CMK m.311, m.321; Kaynak: sen.av.tr)