HMK m. 114'te dava şartı olarak sayılan 'dava ehliyeti' ile 'kanuni temsil' arasında nasıl bir ilişki vardır? Bir kişinin dava ehliyetinin olmaması ne anlama gelir ve bu eksiklik nasıl giderilir?
Bu iki kavram birbiriyle doğrudan ilişkilidir. 'Dava ehliyeti' (HMK m.51), bir kişinin bir davayı bizzat yürütme yeteneğidir ve fiil ehliyetine bağlıdır. Bir kişinin dava ehliyetinin olmaması, onun fiil ehliyetinin (örneğin yaş küçüklüğü veya kısıtlılık nedeniyle) bulunmadığı anlamına gelir. 'Kanuni temsil' (HMK m.52) ise, dava ehliyeti olmayan bu kişilerin, davada haklarını kullanabilmeleri için öngörülmüş bir mekanizmadır. Dava ehliyeti olmayan kişi, davada taraf olabilir (taraf ehliyeti vardır), ancak usuli işlemleri kendisi yapamaz. Bu eksiklik, onun adına bu işlemleri yapacak olan 'kanuni temsilcisi' (veli veya vasi) aracılığıyla giderilir. Mahkeme, dava ehliyeti eksikliğini tespit ettiğinde, davayı hemen reddetmez; kanuni temsilcinin davaya katılımını sağlaması için tarafa süre verir. (HMK m.51, m.52, m.114, m.115)