Aile konutu şerhi konulması talebinin reddi, Anayasa'da güvence altına alınan hangi hakları ihlal etme potansiyeli taşır? Bu hakların korunması ile mülkiyet hakkı arasında nasıl bir denge kurulmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75327

Aile konutu şerhi talebinin haksız yere reddedilmesi, Anayasa'da güvence altına alınan birden fazla hakkı ihlal etme potansiyeli taşır: 1. Aile Hayatına Saygı Hakkı (Anayasa m.20) ve Ailenin Korunması (Anayasa m.41): Aile konutu, ailenin barınma ve ortak yaşam alanı olarak aile hayatının merkezindedir. Bu konutun güvencesiz bırakılması, ailenin dağılmasına veya ekonomik zorluklara yol açarak aile hayatına doğrudan müdahale anlamına gelir. 2. Mülkiyet Hakkı (Anayasa m.35): Malik olmayan eşin, aile konutu üzerinde kanundan doğan bir 'kullanma ve yararlanma hakkı' olduğu kabul edilir. Şerhin reddi, bu hakkın ve konut üzerindeki ekonomik güvencenin kaybına yol açabilir. Dengeleme: Bu hakların korunması ile malik olan eşin mülkiyet hakkı (tasarruf yetkisi) arasında bir denge kurulmalıdır. TMK m.194, bu dengeyi kurar. Malik olan eşin mülkiyet hakkını tamamen ortadan kaldırmaz, ancak ailenin temel barınma ihtiyacını güvence altına almak için bu hakkın 'tasarruf' boyutunu diğer eşin rızasına bağlayarak sınırlar. Bu sınırlama, ailenin korunması gibi üstün bir kamu yararı ve meşru bir amaca dayandığı için ölçülü kabul edilir. (TMK m.194; Anayasa m.20, m.35, m.41; Kaynak: kadimhukuk.com.tr)