'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin, cinsel suçlar gibi genellikle tanık veya mağdur beyanının tek delil olduğu davalardaki uygulanma zorluğu nedir? Bu tür davalarda mahkemenin delil takdiri nasıl olmalıdır?
Bu tür davalardaki temel zorluk, genellikle olayın iki kişi arasında, başka bir görgü tanığı veya maddi delil olmaksızın yaşanmasıdır. Bu durumda delil, büyük ölçüde mağdurun beyanı ile sanığın savunmasından ibaret kalır. 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi, bu tür davalarda mekanik olarak 'iki beyan var, şüphe var, o halde beraat' şeklinde uygulanamaz. Mahkemenin, Yargıtay içtihatları doğrultusunda, mağdur beyanının 'delil değerini' takdir etmesi gerekir. Bu takdirde; beyanın kendi içindeki tutarlılığı, hayatın olağan akışına uygunluğu, zaman içinde çelişki barındırıp barındırmadığı, mağdurun sanığa iftira atması için bir neden olup olmadığı, varsa destekleyici en küçük bir yan delilin (mesaj kaydı, olayı anlattığı bir arkadaşının tanıklığı, adli tıp raporu vb.) varlığı gibi unsurlar titizlikle değerlendirilmelidir. Eğer mağdurun beyanı, tüm bu değerlendirmeler sonucunda mahkemede 'her türlü şüpheden uzak, kesin bir kanaat' oluşturursa, tek başına dahi mahkumiyete esas alınabilir. Ancak en küçük bir makul şüphe dahi giderilemiyorsa, ilke gereği sanık hakkında beraat kararı verilmelidir. (Kaynak: sen.av.tr'deki genel ilkelerden çıkarım)