İnfaz Kanunu m.97/3'teki özel izin yasağının, firar fiilinin işlendiği 'infaz süreci' ile sınırlı olduğu görüşü, suçların içtimaı (cezaların toplanması) durumunda nasıl bir soruna yol açabilir? Makale yazarının bu soruna ilişkin çözüm önerisi nedir?
Bu görüş, içtima durumunda bir uygulama sorununa yol açabilir. Örneğin, bir hükümlü A ve B cezalarını infaz ederken firar etmiş, bu nedenle özel izin yasağı kapsamına girmiştir. Daha sonra, bu infaz süreci devam ederken işlediği bir C suçu da kesinleşerek bu ilamlara eklenmiş ve yeni bir içtima kararı verilmiştir. Bu durumda, firar fiiliyle ilgisi olmayan C cezasının infazı da bu yasaktan etkilenir. Makale yazarı bu durumun hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek bir çözüm önermektedir: İçtima kararı verilse bile, özel izin yasağı açısından hesaplamanın toplam süre üzerinden değil, firarın gerçekleştiği sırada infaz edilmekte olan ilamların (A ve B) dikkate alınarak yapılmasıdır. Yani, hükümlünün A ve B cezalarının infazı tamamlandıktan sonra, C cezasının infazı sürecinde özel izin hakkını yeniden değerlendirme imkanı doğmalıdır. Bu, yasağın kapsamını, ilgili olduğu fiille orantılı tutmayı amaçlayan bir yorumdur. (Kaynak: sen.av.tr)