CMK m.311/1-b uyarınca, bir tanığın yeminli beyanının 'ihmal ile gerçek dışı' olması halinde de yargılamanın yenilenmesi istenebilmektedir. Yalan tanıklık suçu (TCK m.272) kasten işlenen bir suç olduğuna göre, 'ihmal ile gerçek dışı tanıklık' kavramı ne anlama gelmektedir ve bu durumda CMK m.316'daki kesin hüküm şartı aranır mı?
'İhmal ile gerçek dışı tanıklık', tanığın kasten yalan söyleme amacı olmaksızın, dikkatsizlik, özensizlik, olayı yanlış hatırlama veya yanlış algılama gibi nedenlerle, yani taksirli bir davranışla hükmü etkileyecek şekilde gerçeğe aykırı beyanda bulunmasıdır. TCK m.272'deki yalan tanıklık suçu kasten işlenebildiğinden, tanığın ihmali davranışı bu suçu oluşturmaz. Makalede de belirtildiği gibi, bu durumda CMK m.316'da aranan 'yalan tanıklık suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararı' şartı aranmayacaktır. Çünkü ortada bir suç ve dolayısıyla bir mahkumiyet kararı yoktur. Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi talebini incelerken, tanığın beyanının gerçekten de kasıt olmaksızın, bir ihmal sonucu gerçeğe aykırı olduğunu ve bu durumun önceki hükmü etkilediğini tespit ederse, CMK m.316'daki şarta bağlı kalmaksızın yargılamanın yenilenmesine karar verebilir. (CMK m.311, m.316; Kaynak: sen.av.tr)