HMK m. 254'ün lafzında yer alan 'tanıklığına duyulacak güveni etkileyebilecek bir durumu olup olmadığı' sorusu, hakime ne tür bir araştırma alanı açmaktadır? Yargıtay kararları ışığında bu duruma ne gibi örnekler verilebilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75266

Bu ifade, hakime tanığın sadece kimlik bilgileri ve taraflarla olan formel ilişkisini (akrabalık gibi) değil, aynı zamanda beyanının objektifliğini ve güvenilirliğini etkileyebilecek her türlü somut durumu araştırma yetkisi ve görevi vermektedir. Yargıtay kararları ışığında bu duruma şu örnekler verilebilir: 1. Tanığın Davalıyla Olan Husumeti: Tanığın, aleyhine tanıklık yaptığı tarafla aralarında devam eden başka bir dava veya husumet bulunması. 2. Tanığın Menfaat İlişkisi: Tanığın, davanın sonucuyla doğrudan veya dolaylı bir menfaatinin olması (örneğin, kendisinin de aynı işverenden benzer bir alacağı olması). 3. Davalı Aleyhine Dava Açmış Olması: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin kararlarında sıklıkla vurgulandığı gibi, tanığın aynı işveren aleyhine benzer iddialarla (fazla mesai, tazminat vb.) dava açmış olması, beyanına ihtiyatla yaklaşılmasını gerektiren bir durumdur. Bu durumların varlığı, tanıklığı tek başına geçersiz kılmaz ancak mahkemenin bu beyanları diğer yan delillerle teyit etme zorunluluğunu doğurur. (HMK m.254; Kaynak: barandogan.av.tr)