Anayasa Mahkemesi, Rasul Kocatürk kararında, Başsavcılığın 'personel yetersizliği ve güvenlik riski' gerekçesini neden 'inandırıcı, ilgili ve yeterli' bulmamıştır? Mahkemenin, idari makamların bu tür talepler karşısında göstermesi gereken 'özen' ve 'sürat' yükümlülüğüne ilişkin tespitleri nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75225

Anayasa Mahkemesi, bu gerekçeyi çeşitli nedenlerle 'inandırıcı, ilgili ve yeterli' bulmamıştır: 1. Gecikme: Başsavcılık, başvurucunun talebine üç gün sonra yanıt vermiştir. Defin işlemi çoktan gerçekleşmişti. Bu gecikme, babasını kaybetmiş bir kişinin hassas ve acil talebine uygun bir 'sürat' ve 'özen' gösterilmediğini ortaya koymaktadır. 2. Soyut Gerekçe: 'Hasta sevk yoğunluğu' ve 'personel yetersizliği' gibi gerekçeler, somut olgu ve olaylara dayandırılmamıştır. İdarenin, bu yoğunluğun üstesinden gelmek veya personel görevlendirmek için alternatif çözümler denediğini (örneğin başka birimlerden takviye isteme gibi) ortaya koyamaması, gerekçeyi soyut ve ikna edicilikten uzak kılmıştır. 3. Dengesizlik: Karar, toplumun menfaati (kurum güvenliği) ile bireyin hakkı (aile hayatına saygı) arasında adil bir denge kuramamıştır. Sadece soyut bir güvenlik riskine dayanarak, bir evladın babasına karşı son görevini yapma ve ailesinin acısını paylaşma gibi temel bir insani haktan mahrum bırakılması, orantısız bir müdahale olarak görülmüştür. AYM, bu tür taleplerin durumun gerektirdiği hassasiyetle ve mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılması gerektiğini, aksi takdirde hakkın özünün zedeleneceğini vurgulamıştır. (Kaynak: zulkufarslan.av.tr)