'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi, CMK m.223/2-e ('Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması') ve CMK m.223/5 ('Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde... mahkumiyet kararı verilir') hükümleriyle nasıl somutlaşmaktadır? Bu iki hüküm arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Bu iki hüküm, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin yasal dayanaklarını oluşturur ve birbirini tamamlar. CMK m.223/5, mahkumiyet kararının 'şartını' ortaya koyar: Sanığın yüklenen suçu işlediğinin 'sabit olması'. Sabit olma, ispatın her türlü şüpheden arındırılmış olması demektir. CMK m.223/2-e ise, bu şartın gerçekleşmediği durumun 'sonucunu' düzenler: Eğer suçun sanık tarafından işlendiği 'sabit olmamışsa', yani ispat edilememişse veya bu konuda makul bir şüphe kalmışsa, verilecek karar beraattır. Dolayısıyla, mahkeme önce CMK m.223/5'teki 'sabit olma' koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirir. Eğer ispat tam ve şüpheden uzaksa mahkumiyet kararı verir. Eğer ispat yetersiz kalmış ve şüphe aşılamamışsa, CMK m.223/2-e gereğince beraat kararı vermek zorundadır. Bu iki hüküm, ceza yargılamasında 'gri alan' olmadığını, şüphenin mahkumiyete değil, beraata yol açtığını net bir şekilde ortaya koyar. (CMK m.223, Kaynak: sen.av.tr)