Defter ve belgeleri gizleme suçu bir 'tehlike suçu' olarak nitelendirilmektedir. Bu nitelemenin, suçun manevi unsuru ve 'kamu zararı' kavramının HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) kurumunun uygulanmasındaki etkisi açısından doğurduğu sonuçlar nelerdir?
Bir suçun 'tehlike suçu' olması, suçun oluşumu için somut bir zararın meydana gelmesinin şart olmadığı, kanunda tanımlanan fiilin işlenmesinin yeterli olduğu anlamına gelir. Defter ve belgeleri gizleme suçunda, vergi matrahının azalması gibi bir sonuç (zarar) aranmaz. Bu durumun HAGB (CMK m.231) açısından önemli bir sonucu vardır: HAGB'nin uygulanabilmesi için aranan 'kamunun uğradığı zararın giderilmesi' koşulu, bu suç tipi için farklı değerlendirilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK-K.2020/59) ve Yargıtay 11. Ceza Dairesi (Karar: 2021/5051) kararlarında belirtildiği üzere, defter gizleme suçu bir tehlike suçu olduğundan, ödenmemiş vergi borcu bu suçun doğrudan bir sonucu olan 'kamu zararı' olarak kabul edilmez. Dolayısıyla, sanık hakkında sırf vergi borcunu ödemediği gerekçesiyle 'zararı gidermediği' kabul edilerek HAGB kararı verilmemesi hukuka aykırıdır. (VUK m.359, CMK m.231, Kaynak: barandogan.av.tr)