TCK m.156'daki bedelsiz senedi kullanma suçu ile dolandırıcılık (TCK m.157) suçu arasındaki temel ayrım, korunan hukuki değer ve suçun unsurları açısından nasıl yapılabilir?
İki suç arasındaki temel ayrımlar şunlardır: 1. Korunan Hukuki Değer: Bedelsiz senedi kullanma suçunda (TCK m.156), malvarlığı değerinin yanı sıra, senetlere ve ticari hayata duyulan 'kamu güveni' de korunur. Dolandırıcılıkta (TCK m.157) ise korunan temel hukuki değer, kişinin 'malvarlığı' ve 'irade özgürlüğü'dür. 2. Suçun Maddi Unsuru: TCK m.156'nın oluşumu için, 'bedelsiz kalmış bir senedin kullanılması' yeterlidir. Özel bir hileli davranış aranmaz; senedin kendisinin kullanılması fiili suçtur. Dolandırıcılıkta ise, failin 'hileli davranışlarla' bir kimseyi aldatması ve bu aldatma sonucu kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekir. Hile, suçun zorunlu unsurudur. 3. Netice: TCK m.156 sırf hareket suçudur, zararın veya yararın doğması şart değildir. Dolandırıcılık ise bir zarar suçudur; aldatılan kişinin veya başkasının zararına bir yarar elde edilmesiyle suç tamamlanır. Bu nedenle, bedeli ödenmiş bir senedi, hiçbir hileli davranışa başvurmadan sadece icraya koymak TCK m.156'yı oluştururken; aynı senedi, ödenmediğine dair yalan beyanlar ve sahte belgelerle destekleyerek bir başkasını aldatıp ondan para almak dolandırıcılık suçunu oluşturabilir. (TCK m.156, m.157; Kaynak: kadimhukuk.com.tr)