Ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşma amacı ile 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi arasında bir çatışma olduğu söylenebilir mi? Yargıtay içtihatları bu iki kavramı nasıl bir dengeye oturtmaktadır?
Hayır, aralarında bir çatışma değil, tamamlayıcı bir ilişki vardır. Maddi gerçeğe ulaşma, ceza yargılamasının nihai amacıdır. 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi ise bu amaca ulaşılırken izlenecek yolun sınırlarını ve standartlarını belirleyen bir güvencedir. Yargıtay içtihatlarına göre maddi gerçek, 'herhangi bir gerçek' değil, 'şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanmış gerçek'tir. Dolayısıyla, yargılama sonunda şüphe aşılamamışsa, maddi gerçeğe ulaşılamamış demektir. Bu durumda, ilke devreye girer ve ulaşılamayan gerçeğin faturasının sanığa kesilmesini engeller. Yani ilke, maddi gerçeğe ulaşma amacından bir sapma değil, o amaca ulaşmanın ispat standardını belirleyen bir kuraldır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayalı mahkumiyet, maddi gerçeğe ulaşmak değil, varsayımla hüküm kurmaktır. (Kaynak: sen.av.tr)