Rasul Kocatürk kararında, 'cenaze törenine katılma' ile 'taziye kabulüne katılma' talepleri ayrı ayrı değerlendirilmiştir. AYM, taziye talebi açısından başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği konusunda nasıl bir sonuca varmıştır? Bu sonuca varırken 'aşırı külfet' ilkesini nasıl uygulamıştır?
AYM, başvurucunun normalde Başsavcılık kararına karşı İnfaz Hakimliğine şikayet yoluna başvurabileceğini, ancak cenaze töreni talebi açısından bu yolun defin işlemi gerçekleştiği için etkisiz olduğunu belirtmiştir. Taziye talebi açısından ise İnfaz Hakimliğine başvurunun teorik olarak etkili olabileceğini kabul etmekle birlikte, bu yolu tüketme zorunluluğu aramamıştır. Mahkeme bu sonuca varırken 'aşırı külfet' ilkesini uygulamıştır. Buna göre, birbirinden bağımsız olmayan ve aynı olayın devamı niteliğindeki defin işlemine katılım ile taziye kabulüne katılım taleplerini ayırarak, birincisi için Anayasa Mahkemesine, ikincisi için ise İnfaz Hakimliğine başvurmasını beklemek, başvurucuya aşırı bir külfet yükleyecektir. Bu nedenle, somut olayın bütünlüğü içinde, taziye talebi yönünden de başvuru yollarının tüketilmesinin zorunlu olmadığına karar vermiştir. (6216 sayılı Kanun m.45, Kaynak: zulkufarslan.av.tr)