Ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan 'şüpheden sanık yararlanır' (in dubio pro reo) ilkesinin, Anayasa'daki 'suçsuzluk/masumiyet karinesi' ile ilişkisi nedir? Bu ilke, ispat yükünün kime ait olduğunu nasıl belirler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #75003

'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi, Anayasa'nın 38/4. maddesinde ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 6/2. maddesinde düzenlenen 'suçsuzluk/masumiyet karinesi'nin doğal bir uzantısı ve somut bir sonucudur. Suçsuzluk karinesi, bir kişinin suçluluğu mahkeme kararıyla kesin olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılmasını ifade eder. Bu karine, ispat yükünü iddia makamına (Cumhuriyet savcısı) yükler. Sanık, suçsuzluğunu ispatlamakla yükümlü değildir. İddia makamı, sanığın suçu işlediğini her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlamak zorundadır. Eğer yargılama sonunda, toplanan delillere rağmen sanığın suçu işleyip işlemediği konusunda makul bir şüphe giderilemezse, suçsuzluk karinesi gereği bu şüphe sanık lehine yorumlanır ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi uyarınca sanık hakkında beraat kararı (CMK m.223/2-e) verilir. (Anayasa m.38, İHAS m.6, CMK m.223; Kaynak: sen.av.tr)