Bir davada, davalı olarak gösterilen kurumun (örneğin İl Özel İdaresi) tüzel kişiliğinin kanunla sona erdirilmesi ve görevlerinin başka bir kuruma (örneğin Büyükşehir Belediyesi) devredilmesi durumu, 'taraf sıfatı (husumet)' yokluğu mu, yoksa 'temsilde hata' mı olarak kabul edilmelidir? Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2016/7250 E. sayılı kararında bu ayrım nasıl ele alınmıştır?
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2016/7250 E. sayılı kararında bu durum, 'taraf sıfatı (husumet)' yokluğu değil, 'temsilde hata' olarak nitelendirilmiştir. Davanın açıldığı tarihte davalı gösterilen İl Özel İdaresi'nin tüzel kişiliği ve husumet ehliyeti mevcut olduğundan, davanın yanlış hasma açıldığı söylenemez. Yargılama sırasında kanunla tüzel kişiliğin sona ermesi ve hak ve borçların başka bir kuruma devredilmesi, taraf sıfatının o kuruma geçmesi sonucunu doğurur. Bu durumda mahkeme, davayı husumet yokluğundan reddetmek yerine, HMK'daki 'dava şartı noksanlığının giderilmesi' (m.115/2) ve dürüstlük kuralı (m.31) ilkeleri gereğince, davacıya, davayı devralan doğru kuruma (Büyükşehir Belediyesi'ne) yöneltmesi için uygun bir süre vermelidir. Bu, 'temsilde hata'nın düzeltilmesi olarak kabul edilir ve usul ekonomisine de uygundur. (HMK m.50, m.51, m.115; Kaynak: barandogan.av.tr)