TCK m.156'da düzenlenen bedelsiz senedi kullanma suçu, bir 'sırf hareket suçu' olarak nitelendirilmektedir. Bu nitelemenin, suçun tamamlanma anı ve teşebbüs aşamasında kalması açısından sonuçları nelerdir?
Suçun 'sırf hareket suçu' olması, neticenin (zararın veya faydanın) meydana gelmesinin suçun oluşumu için şart olmadığı, kanunda tanımlanan hareketin yapılmasının yeterli olduğu anlamına gelir. Bedelsiz senedi kullanma suçunda 'kullanma' hareketi (örneğin senedi icra takibine koyma, başkasına ciro etme) yapıldığı anda suç tamamlanır. Mağdurun bir zarara uğraması veya failin bir menfaat elde etmesi gerekmez. Bu durum teşebbüs açısından şu sonucu doğurur: 'Kullanma' hareketi bölünebilir nitelikteyse suç teşebbüse elverişlidir. Örneğin, failin bedelsiz senedi ciro etmek için bir başkasına teklif etmesi ancak karşı tarafın durumu bilerek senedi kabul etmemesi halinde, kullanma hareketi icra aşamasına girmiş ancak tamamlanamamış olacağından, suç teşebbüs aşamasında kalmış sayılır. (TCK m.156, TCK m.35, Kaynak: kadimhukuk.com.tr)