5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu m.5, 'güvenli elektronik imzanın, elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğuracağını' belirtmektedir. Bu hükmün, elektronik ortamda düzenlenen verilerin TCK m.204 anlamında 'belge' sayılıp sayılmayacağı tartışmasındaki rolü ve önemi nedir?
Bu hüküm, elektronik verilerin 'belge' sayılıp sayılmayacağı tartışmasında kilit bir role sahiptir ve özellikle bu verileri 'belge' olarak kabul etme eğiliminde olan görüşün en temel dayanağını oluşturur. Tartışmadaki önemi şudur: TCK m.204'ün gerekçesinde belgenin unsurları sayılırken, 'belli bir kişiye izafe edilebilir olması' ve bu izafe edilebilirliğin genellikle 'imza' ile sağlandığı belirtilmiştir. Geleneksel belgelerde bu işlevi ıslak imza görür. 5070 sayılı Kanun m.5, güvenli elektronik imzaya, hukuki geçerlilik ve sonuçları bakımından ıslak imza ile tam bir denklik tanımıştır. Bu denklik, güvenli elektronik imzanın atıldığı bir elektronik verinin de, tıpkı ıslak imzalı bir kağıt gibi, 'düzenleyeninin belli olduğu' ve 'hukuki bir sonuç doğurmaya elverişli' olduğu anlamına gelir. Dolayısıyla, bu hüküm, elektronik verinin 'belge' sayılması için gereken en önemli unsurlardan birini (ifa edilebilirliği ve hukuki değer taşımasını) yasal bir zemine oturtmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, güvenli elektronik imzalı verilerin belge niteliği taşıyabileceği yönündeki yaklaşımının temelinde de bu yasal düzenleme yatmaktadır. Bu hüküm olmasaydı, elektronik verilerin bir kişiye aidiyetini ve hukuki bağlayıcılığını kanıtlamak çok daha zor olur ve 'belge' olarak nitelendirilmesi neredeyse imkansızlaşırdı.