HMK m. 53'te düzenlenen 'dava takip yetkisi' ile TMK m. 702'de düzenlenen 'elbirliği mülkiyetinde ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlaması' yetkisi arasındaki ilişkiyi, tapu kaydında murisin kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davası örneği üzerinden açıklayınız. (Yargıtay 1. HD, 2013/19513 E. kararı)
Bu iki yetki, birbiriyle ilişkili ancak farklı hukuki temellere dayanan kavramlardır. HMK m.53'teki dava takip yetkisi, genel bir usul hukuku kuralı olup, maddi hukuktaki tasarruf yetkisine dayanır. Kural olarak, bir hakkı tek başına dava etme yetkisi, o hak üzerinde tek başına tasarruf etme yetkisi olan kişiye aittir. TMK m.702'deki yetki ise, elbirliği mülkiyetine özgü, istisnai bir dava takip yetkisi düzenlemesidir. Elbirliği mülkiyetinde, ortaklar mal üzerinde tek başlarına tasarruf edemezler, birlikte hareket etmeleri gerekir. Ancak kanun, 'topluluğa giren hakların korunması' için her bir ortağa tek başına dava açma yetkisi tanımıştır. Bu, HMK m.53'teki genel kuralın bir istisnasıdır. Tapuda murisin kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davası, terekeye ait bir taşınmazın hukuki durumunu korumaya yönelik olduğu için, bu 'koruma' kapsamına girer. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında, elbirliği halindeki mirasçılardan birinin, diğer mirasçılar adına değil, kendi adına ve tereke adına bu davayı tek başına açabileceği kabul edilmektedir. Bu durumda davacı mirasçının 'dava takip yetkisi', HMK m.53'ten değil, doğrudan TMK m.702'nin sağladığı özel yetkiden kaynaklanmaktadır. Bu davadan elde edilecek olumlu sonuçtan (düzeltme kararından) tüm ortaklar yararlanacaktır.