375 sayılı KHK Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılan bir kişinin, bu işleme karşı açtığı iptal davası devam ederken, hakkında yürütülen ceza davasından 'beraat' etmesi, idare mahkemesindeki davayı nasıl etkiler? İdari işlemin hukuka uygunluk denetiminin yapıldığı an ile ceza mahkemesi kararının niteliği arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Ceza davasından 'beraat' kararı alınması, idare mahkemesindeki iptal davasını kuvvetle etkiler ve genellikle iptal kararı verilmesi için çok önemli bir delil teşkil eder. İlişki şu şekildedir: 1) İdari İşlemin Hukuka Uygunluk Denetimi: İdare mahkemesi, bir idari işlemin hukuka uygunluğunu, o işlemin 'tesis edildiği tarihteki' sebep ve gerekçelere göre denetler. İhraç işleminin sebebi, kişinin örgütle 'üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu' yönündeki 'değerlendirme'dir. 2) Beraat Kararının Etkisi: Ceza mahkemesinin verdiği beraat kararı, özellikle 'delil yetersizliğinden' değil de, 'sanığın suçu işlemediğinin sabit olması' gerekçesine dayanıyorsa (CMK m.223/2-b), ihraç işleminin en temel dayanağını ortadan kaldırır. Çünkü ceza mahkemesi, 'her türlü şüpheden uzak, kesin delil' gibi çok daha yüksek bir ispat standardıyla yaptığı yargılama sonucunda, kişinin iddia edilen örgütle bağının bulunmadığına karar vermiştir. Bu durum, idarenin daha düşük bir ispat standardıyla yaptığı 'değerlendirme'nin hatalı ve dayanaksız olduğunu gösteren en güçlü kanıttır. İdare mahkemeleri, Anayasa m.138/son uyarınca yasama ve yürütme organları ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu ilkesi ve masumiyet karinesi gereğince, kesinleşmiş bir beraat kararını göz ardı edemez. Bu karar, ihraç işleminin sebep unsurunun sakat olduğunu ortaya koyar ve işlemin iptali için haklı bir gerekçe oluşturur.