Kuyumcu olan bir sanığın, müşterisinin kendisine emaneten muhafaza etmesi için bıraktığı altınları mal edinmesi eylemi, Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2021/28283 E. sayılı kararına göre neden 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' (TCK m.155/2) değil de, 'basit güveni kötüye kullanma' (TCK m.155/1) suçunu oluşturur? Bu karardaki ayrımın temel mantığı nedir?
Bu karardaki ayrımın temel mantığı, kuyumcu ile müşteri arasındaki ilişkinin hukuki niteliğinin, TCK m.155/2'nin aradığı anlamda bir 'hizmet ilişkisi' olarak kabul edilmemesidir. Yargıtay, bu tür durumlarda 'hizmet ilişkisi' kavramını dar yorumlamaktadır. TCK m.155/2'deki hizmet ilişkisi, genellikle bir iş sözleşmesi veya vekalet sözleşmesi gibi, taraflar arasında ast-üst ilişkisi veya sürekli bir iş görme yükümlülüğü içeren, daha kişisel ve devamlılık arz eden ilişkileri ifade eder. Kuyumcu ile müşteri arasındaki ilişki ise, daha çok bir 'eser' (tamirat, işleme) veya 'saklama' (vedia) sözleşmesi niteliğinde, anlık ve ticari bir ilişkidir. Müşteri, kuyumcuya 'hizmet etmesi' için değil, belirli bir işi yapması veya malını saklaması için güvenmektedir. Sanık, eylemini kuyumculuk 'mesleğini' icra ederken işlemiştir, ancak mal kendisine bir 'hizmet ilişkisi' gereği değil, bir 'emanet (saklama) ilişkisi' gereği tevdi edilmiştir. Yargıtay, bu tür ilişkileri TCK m.155/2'deki 'hizmet' veya 'ticaret' ilişkisi kapsamında görmeyip, genel güvene dayalı bir ilişki olarak kabul etmekte ve bu nedenle eylemin suçun basit halini (TCK m.155/1) oluşturduğuna karar vermektedir. Bu yorum, suçun basit halinin şikayete tabi olması nedeniyle önemli sonuçlar doğurur.