HMK'nın yürürlüğe girmesinden önce (1086 sayılı HUMK döneminde) iki gerçek kişi arasında yapılmış ve geçerli olan bir yetki sözleşmesi, HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açılacak bir davada geçerliliğini korur mu? Bu durumu 'kanunların zaman bakımından uygulanması' ilkesi ve Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2015/133 E. sayılı kararı ışığında değerlendiriniz.
Evet, geçerliliğini korur. Bu durum, HMK m. 448'de düzenlenen 'kanunların zaman bakımından uygulanması' ilkesi ve bu ilkenin 'tamamlanmış hukuki işlemleri etkilememe' prensibi ile açıklanır. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında da vurgulandığı gibi, yetki sözleşmeleri her ne kadar usul hukukuna ilişkin sonuçlar doğursa da, kurulmaları ve geçerlilikleri bakımından maddi hukuk ilkelerine (sözleşme hukukuna) tabidirler. Sözleşme, yapıldığı tarihte yürürlükte olan kanuna (HUMK m.22) göre geçerli bir şekilde kurulmuşsa, bu 'tamamlanmış bir hukuki işlemdir' ve kazanılmış bir hak doğurur. HMK'nın sonradan yürürlüğe girmesi, daha önce geçerli olarak kurulmuş bu sözleşmeleri geçmişe dönük olarak geçersiz hale getiremez. Bu, hukuki güvenlik ve kazanılmış haklara saygı ilkesinin bir gereğidir. Ancak önemli bir fark vardır: Sözleşmenin geçerliliği HUMK'a göre belirlenirken, sözleşmenin niteliği (münhasır olup olmadığı) de yine yapıldığı tarihteki kanuna göre yorumlanır. HUMK döneminde yapılan yetki sözleşmeleri kural olarak münhasır yetki yaratmadığından, bu eski sözleşmeye dayanılarak HMK'dan sonra açılan davalarda da yetki münhasır kabul edilmez; kanundan doğan diğer yetkili mahkemelerde de dava açılabilir.