Metinde, 375 sayılı KHK Geçici 35. maddesi uyarınca yapılan ihraçların, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda belirtilen usul ve esaslardan farklılaştığı belirtilmektedir. Bu iki düzenleme arasındaki en temel usuli fark nedir ve bu fark 'memur güvencesi' ilkesini nasıl etkilemektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #74195

İki düzenleme arasındaki en temel usuli fark, 'karar alma mekanizması' ve 'gerekli olan ispat standardı'dır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/E maddesi, devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiilleri tek tek saymıştır ve bu cezanın verilebilmesi için Yüksek Disiplin Kurulu gibi bağımsız ve kurumsal bir yapının kararını şart koşar. Bu süreçte memura tam bir savunma hakkı tanınır ve cezanın dayanağı olan fiilin somut delillerle ispatlanması gerekir. Buna karşılık, 375 sayılı KHK Geçici 35. maddesi, ihraç kararının 'ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında... oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla' verilmesini öngörmektedir. Görüldüğü gibi, karar mekanizması daha çok idari ve siyasi bir nitelik taşımaktadır. Ayrıca, gerekçe olarak 'üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatın değerlendirilmesi' gibi daha soyut ve geniş yorumlanmaya müsait bir kriter getirilmiştir. Bu fark, 'memur güvencesi' ilkesini ciddi şekilde zayıflatmaktadır. Memur güvencesi, kamu görevlilerinin keyfi ve siyasi nedenlerle görevden alınmasını engelleyen, görevlerini kanunlar çerçevesinde korkusuzca yapmalarını sağlayan bir ilkedir. 657'deki katı usul ve güvenceler yerine, 375 sayılı KHK ile getirilen daha esnek ve idarenin takdirine dayalı sistem, bu güvenceyi aşındırma potansiyeli taşımaktadır.