HMK m. 53'e göre 'dava takip yetkisi' ne anlama gelmektedir ve bu yetkinin 'dava ehliyeti'nden farkı nedir? İflas durumu üzerinden bir örnekle açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #74185

HMK m. 53'e göre dava takip yetkisi, 'talep sonucu hakkında hüküm alabilme yetkisidir.' Bu yetki, maddi hukuktaki 'tasarruf yetkisinin' usul hukukuna yansımasıdır. Yani, bir hak üzerinde fiilen ve hukuken tasarrufta bulunabilen kişinin, o hakla ilgili davayı yürütebilme yetkisini ifade eder. Dava ehliyetinden (HMK m.51) farkı şudur: Dava ehliyeti, bir kişinin bir davayı bizzat veya vekili aracılığıyla yürütebilmesi için gereken genel ehliyettir ve medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) bağlıdır. Dava takip yetkisi ise, belirli bir dava özelinde, o davanın konusunu oluşturan hak üzerinde tasarrufta bulunma yetkisidir. Bir kişinin dava ehliyeti olmasına rağmen, belirli bir davada dava takip yetkisi olmayabilir. İflas durumu buna iyi bir örnektir: Hakkında iflas kararı verilen bir müflisin, medeni hakları kullanma ehliyeti ve dolayısıyla 'dava ehliyeti' devam eder. Ancak, iflas masasına giren mal ve hakları üzerinde 'tasarruf yetkisini' kaybettiği için, bu mal ve haklarla ilgili davalarda 'dava takip yetkisi' iflas idaresine geçer (İİK m. 226). Müflis, davada taraf olarak gösterilse bile davayı takip edemez; davayı onun adına iflas idaresi yürütür. Bu örnekte görüldüğü gibi, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi farklı kavramlardır ve bir kişide aynı anda bulunmayabilir.