AYM'nin *İslam Çapraz* kararında (B. No: 2021/16746, 28/2/2024), konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirine dosya üzerinden karar verilmesi, Anayasa m.19/5'e aykırı bulunmuştur. Adli kontrol tedbirinin, özellikle konutu terk etmeme gibi hürriyeti kısıtlayıcı türlerinin, şüphelinin sorgusu yapılmaksızın dosya üzerinden verilmesinin anayasal güvenceler açısından yarattığı temel sorun nedir? Bu durumu, tutuklama tedbiri ile karşılaştırarak açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #74175

Temel sorun, Anayasa m.19/5'te yer alan 'hakim önüne çıkarılma' güvencesinin ihlal edilmesidir. AYM, *İslam Çapraz* ve *Esra Özkan Özakça* (B. No: 2017/32052) kararlarında, konutu terk etmeme tedbirini kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına bir müdahale olarak kabul etmektedir. Anayasa m.19/5, yakalanan veya gözaltına alınan bir kişinin serbest bırakılmaması halinde mutlaka hakim önüne çıkarılacağını öngörür. Bu, kişinin sorgusu yapılmadan tutuklanamayacağı anlamına gelir. Hakimlik sorgusu, kişinin iddialara karşı doğrudan savunma yapabildiği, delillerin somut bir şekilde tartışıldığı ve tedbirin gerekliliğinin yüz yüzelik ilkesi çerçevesinde değerlendirildiği temel bir güvencedir. Adli kontrol ile tutuklamanın koşulları (CMK m.109/1 ve m.100) aynı olduğuna göre, tutuklama için zorunlu olan sorgu güvencesinin, hürriyeti kısıtlayıcı niteliği ağır basan 'konutu terk etmeme' gibi bir adli kontrol tedbiri için de geçerli olması gerekir. Kişi, konutu terk etmeme tedbiri uygulandığında serbest bırakılmış sayılmadığından, Anayasa m.19/5 gereği hakim önüne çıkarılması anayasal bir zorunluluktur. Dosya üzerinden karar verilmesi, bu anayasal güvenceyi ve savunma hakkının özünü ortadan kaldırmaktadır.