657 sayılı Kanuna tabi bir memurun, kendi isteğiyle istifa ettikten yıllar sonra, terör örgütüyle irtibatlı olduğu 'değerlendirilerek' 375 sayılı KHK Geçici 35. maddesinin (D) fıkrası uyarınca rütbelerinin geri alınması işlemi, 'idari işlemlerin geriye yürümezliği' ilkesi açısından nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #74171

'İdari işlemlerin geriye yürümezliği' ilkesi, idarenin aldığı kararların, kural olarak alındıkları tarihten sonrası için hüküm ve sonuç doğurması, geçmişte tamamlanmış hukuki durumları etkilememesi anlamına gelir. Bu, hukuki güvenlik ve istikrarın bir gereğidir. 375 sayılı KHK'nin Geçici 35. maddesinin (D) fıkrası, daha önceden emekli olan, istifa eden veya başka bir nedenle ayrılan personelin dahi, sonradan yapılacak bir 'değerlendirme' ile rütbelerinin geri alınmasına imkan tanımaktadır. Bu durum, ilk bakışta idari işlemlerin geriye yürümezliği ilkesiyle çelişiyor gibi görünmektedir. Ancak idare hukuku doktrini ve Anayasa Mahkemesi'nin OHAL KHK'ları ile ilgili kararlarındaki yaklaşım, bu tür işlemleri klasik bir idari işlemden farklı görmektedir. Bu işlemler, kişinin memuriyet statüsünü kazandığı andan itibaren var olduğu 'değerlendirilen' bir sadakat yükümlülüğü ihlaline dayandırılmaktadır. İdare, işlemin gerekçesini kişinin memuriyetten ayrılmasıyla sona ermeyen ve geçmişe dönük olarak tespit edilen bir 'duruma' bağlamaktadır. Yani idare, yeni bir durum yaratmadığını, kişinin memuriyeti sırasında zaten var olan ancak sonradan tespit edilen 'iltisak/irtibat' durumuna dayalı bir işlem tesis ettiğini savunmaktadır. Bu yorum, 'idari işlemlerin geriye yürümezliği' ilkesine istisna getiren, olağanüstü dönemlerin doğurduğu özel bir uygulama olarak ortaya çıkmaktadır ve hukuki olarak oldukça tartışmalıdır. İptal davalarında bu ilkenin ihlal edildiği de önemli bir argüman olarak ileri sürülebilir.