Bir belediye çalışanının, emlak vergisi yatırma bölümünde çalışmadığı halde, kendisini o bölümde çalışıyormuş gibi tanıtarak bir vatandaştan vergi ödemesi adı altında para alıp zimmetine geçirmesi eylemi, TCK açısından hangi suçu oluşturur? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/6812 E. sayılı kararını esas alarak, suçun 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' olarak nitelendirilmesinin sebebini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #74158

Bu eylem, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin ilgili kararına göre, 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' (TCK m.155/2) suçunu oluşturur. İlk bakışta basit dolandırıcılık veya basit güveni kötüye kullanma gibi görünse de, Yargıtay'ın nitelendirmesinin temelinde, mağdurun sanığa para vermesindeki 'güvenin kaynağı' yatmaktadır. Mağdur, sanığa kişisel bir tanışıklık veya dostluk nedeniyle değil, sanığın 'belediyede çalışıyor olması' ve bu kurumun bir görevlisi olduğu yönündeki beyanına güvenerek parayı teslim etmiştir. Sanık, mağdurun devlete ve onun kurumlarına (belediyeye) duyduğu genel güveni istismar etmiştir. Sanığın eylemi, doğrudan çalıştığı yer (belediye) ile arasındaki hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzu ve güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleşmiştir. Mağdur, karşısındakini sıradan bir kişi olarak değil, kamu hizmeti yürüten bir kurumun temsilcisi olarak görmüş ve bu nedenle parayı vermiştir. Bu sebeple, sanığın eylemi, kişisel güvene değil, 'hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması' suretiyle işlendiği için, TCK m. 155/2'deki nitelikli hale uymaktadır. Eğer sanık belediye çalışanı olmasaydı veya bu sıfatını kullanmasaydı, eylem basit dolandırıcılık olarak nitelendirilebilirdi.