5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' kavramının tanımı yapılmamış, bu tanım Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nde yer almıştır. Bir yönetmelik hükmüyle kanunda yer alan bir kavramın tanımlanmasının hukuki geçerliliği ve sınırları, Anayasa m.124 açısından nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #74137

Anayasa'nın 124. maddesinin ilk fıkrası, yönetmeliklerin 'kanunların... uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla' çıkarılabileceğini hükme bağlamıştır. Bu ilke çerçevesinde, bir yönetmelik hükmüyle kanunda geçen bir kavramın tanımlanması mümkündür, ancak bu tanımın iki temel sınırı vardır: 1) Kanuna Aykırı Olamaz: Yönetmelikteki tanım, kanunun amacını, ruhunu ve lafzını aşamaz, onu daraltamaz veya genişletemez. Kavramın kanundaki kullanım bağlamıyla çelişmemesi gerekir. 2) Kanunun Uygulanmasını Göstermelidir: Tanım, kanun hükmünün nasıl tatbik edileceğine dair bir açıklama ve somutlaştırma niteliğinde olmalıdır; kanunda olmayan yeni bir kural veya yetki ihdas edemez. 'Gecikmesinde sakınca bulunan hal' kavramı için Yönetmelik'te yapılan tanım (delillerin kaybolması, şüphelinin kaçması, hakimden karar almak için vakit bulunmaması vb.), CMK'nın bu kavrama yüklediği 'acele ve ivedi durum' anlamıyla genel olarak uyumludur. Ancak bu tanımın, kanunda öngörülen hakim kararı kuralını istisna haline getirecek şekilde geniş yorumlanması veya uygulanması, Anayasa m.124'e aykırılık teşkil eder. Yönetmelik, kanunun bir istisnasını tanımlarken, bu istisnanın temel kuralı (hakim kararı) ortadan kaldırmasına yol açacak bir içeriğe sahip olamaz.