Avukatın sır saklama yükümlülüğü, yalnızca dava ve takip işleriyle mi sınırlıdır? AYM'nin iptal kararındaki mantık ve metindeki yazarın değerlendirmesi ışığında, taşınmaz alım-satımı gibi hukuki danışmanlık faaliyetleri sırasında edinilen bilgilerin bu yükümlülük kapsamında olup olmadığını tartışınız.
Hayır, avukatın sır saklama yükümlülüğü yalnızca dava ve takip işleriyle sınırlı değildir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 36. maddesi, 'kendilerine tevdi edilen veya gerek avukatlık görevi... dolayısiyle öğrendikleri hususları açığa vurmaları yasaktır' diyerek çok geniş bir çerçeve çizmiştir. Bu, avukatın mesleki faaliyeti kapsamında öğrendiği her türlü bilgiyi kapsar. AYM'nin iptal kararının temel mantığı da bu geniş yorumu destekler. Mahkeme, avukat-müvekkil mahremiyetinin ve bu temeldeki güven ilişkisinin korunması gerektiğini vurgularken, bu korumayı sadece 'savunma hakkı' ile sınırlı dar bir alana hapsetmemiş, genel olarak 'avukatlık mesleğinin icrası' sırasında elde edilen sırları ve bilgileri 'imtiyazlı bir korumaya' sahip görmüştür. Metindeki yazarın değerlendirmesi de bu yöndedir. Yazar, taşınmaz alım-satımı gibi işlemlerde edinilen bilgilerin de sır saklama yükümlülüğü kapsamında olduğunu, bu bilgilerle ortaya çıkan bir kara para şüphesinin avukat tarafından bildirilmesinin, mesleğin özünü sarsacağını ve güven ilişkisini yok edeceğini belirtmektedir. İptal edilen düzenleme de zaten bu tür dava dışı faaliyetleri (taşınmaz alım-satımı, şirket kurma vb.) kapsadığı için tartışma yaratmıştır. Dolayısıyla, sır saklama yükümlülüğü, avukatın mesleği gereği yürüttüğü danışmanlık dahil tüm faaliyetleri kapsar.