5549 sayılı Kanun m.2/1-d bendine eklenen ve avukatları belirli işlemlerle sınırlı olarak 'yükümlü' tanımına dahil eden düzenlemenin iptali için yapılan başvuruda, bu düzenlemenin hangi temel hak ve ilkelere aykırı olduğu iddia edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #74134

İptal talebinde bulunan milletvekilleri, düzenlemenin birçok temel hak ve ilkeye aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Metinde belirtilen gerekçelere göre bunlar şunlardır: 1) Hukuk Devleti İlkesi (Anayasa m.2): Avukatın sır saklama yükümlülüğü (Av. K. m.36) ile getirilen ihbar (bildirim) yükümlülüğünün birbiriyle çelişmesi, hukuk sisteminde belirlilik ve tutarlılığı ortadan kaldırdığı için hukuk devleti ilkesine aykırıdır. 2) Özel Hayatın Gizliliğine Saygı Hakkı (Anayasa m.20): Avukat-müvekkil arasındaki ilişki ve bu ilişkideki mahremiyet, özel hayatın bir parçasıdır. Avukata, müvekkili hakkında edindiği bilgileri idareye bildirme zorunluluğu getirmek, bu mahremiyete ve dolayısıyla özel hayata saygı hakkına doğrudan bir müdahaledir. 3) Adil/Dürüst Yargılanma Hakkı (Anayasa m.36): Savunma hakkı, adil yargılanmanın temel unsurudur. Avukatın, müvekkilinin sırlarını saklayacağına dair güvencenin ortadan kalkması, müvekkilin avukatına tam olarak güvenmesini ve etkili bir savunma yapılmasını engeller. Bu durum, savunma hakkını ve dolayısıyla adil yargılanma hakkını zedeler. 4) Kendini ve Yakınlarını Suçlayıcı Beyanda Bulunmama Hakkı (Nemo Tenetur İlkesi - Anayasa m.38): Avukatına güvenerek bilgi veren bir müvekkilin, bu bilgilerin avukatı tarafından aleyhine kullanılacak bir ihbara konu olması, dolaylı olarak kişinin kendini suçlayıcı delil göstermeye zorlanması sonucunu doğurur.