375 sayılı KHK'nin Geçici 35. maddesi kapsamında hakkında 'kontörlü/ankesörlü telefonla aranma' iddiası bulunan bir kamu görevlisi, bu iddiaya karşı savunmasında ve açacağı iptal davasında hangi hususların araştırılmasını talep etmelidir? Bu tür bir delilin tek başına ihraç için yeterli olup olmayacağını 'hukuk devleti' ilkesi açısından tartışınız.
Metindeki açıklamalara göre, bu iddia ile karşı karşıya kalan bir kamu görevlisi, savunmasında ve iptal davasında şu hususların araştırılmasını talep etmelidir: Aramaların kim tarafından ve ne zaman yapıldığı, arama sayısının ve süresinin (özellikle ardışık olup olmadığının), aramaların içeriğinin (hukuka uygun bir şekilde tespit edilmişse) ne olduğunun, aramanın örgütsel bir talimat içerip içermediğinin ve eğer bir talimat verildiyse bu talimatın ne şekilde uygulandığına dair somut bulguların dosyaya getirilmesini istemelidir. 'Hukuk devleti' ilkesi gereğince, bir kişinin en temel haklarından olan kamu hizmetine girme ve çalışma hakkının elinden alınması, varsayımlara veya soyut iddialara dayandırılamaz. Sadece kontörlü/ankesörlü bir telefondan aranmış olmak, tek başına kişinin bir terör örgütüyle 'üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı' olduğunu kanıtlamaz. Bu aramanın niteliği, içeriği, sürekliliği ve kişinin bu arama sonrasında gerçekleştirdiği somut bir eylem gibi ek delillerle desteklenmesi gerekir. Aksi takdirde, yalnızca bir telefon arama kaydına dayanarak yapılan bir ihraç işlemi, orantısız, keyfi ve masumiyet karinesini ihlal eden bir işlem niteliği taşıyacaktır. Bu nedenle, Yargıtay'ın ceza davalarındaki içtihatlarında da aradığı gibi, bu tür delillerin başka somut olgularla desteklenmedikçe tek başına mahkumiyete veya idari bir yaptırıma dayanak oluşturması mümkün değildir.