Bir kooperatif üyesi, kooperatifin yüklenici ile yaptığı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan bir hakka (tapu iptali ve tescil) dayanarak, doğrudan arsa malikine ve kooperatife dava açmıştır. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2017/1069 E. sayılı kararında bu davanın reddedilme gerekçesi nedir? Bu durumu 'dava takip yetkisi' ve 'taraf sıfatı' kavramları açısından değerlendiriniz.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında davanın reddedilme gerekçesi, davacı olan kooperatif üyesinin davayı takip yetkisinin bulunmamasıdır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafları arsa maliki ile kooperatif tüzel kişiliğidir. Kooperatif üyesi bu sözleşmenin doğrudan tarafı değildir. Sözleşmeden kaynaklanan tapu iptali ve tescil gibi talepleri kooperatif tüzel kişiliği adına ileri sürme yetkisi, kural olarak kooperatifin yetkili organlarına (yönetim kuruluna) aittir. Bir üyenin, kooperatif adına dava açabilmesi için ya kooperatifi temsil yetkisinin bulunması ya da bu konuda özel olarak yetkilendirilmiş olması gerekir. Bu durum 'dava takip yetkisi' ile ilgilidir. Davacı üyenin, kooperatifin hakkını dava etme konusunda maddi hukuktan kaynaklanan bir tasarruf yetkisi yoktur, bu nedenle dava takip yetkisi de yoktur. Bu durum aynı zamanda 'aktif taraf sıfatı' yokluğu olarak da değerlendirilebilir. Taraf sıfatı, bir hakkı dava etme yetkisinin maddi hukuka göre kime ait olduğunu ifade eder. Burada, arsa malikine karşı talepte bulunma hakkı (aktif taraf sıfatı) kooperatife aittir. Üyenin doğrudan arsa malikine dava açma sıfatı bulunmamaktadır. Mahkeme, bu durumu HMK m. 53'e göre dava takip yetkisi yokluğu olarak nitelemiş ve davayı bir dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddetmiştir ki bu yerindedir.