Anayasa Mahkemesi'nin 2021/28 E. sayılı kararında, avukatlara getirilen şüpheli işlem bildirim yükümlülüğünü iptal ederken, Anayasa'nın 13. maddesi ile 5. maddesi arasındaki ilişkiye dair yaptığı ve metinde eleştirilen yorumu açıklayınız.
Anayasa'nın 13. maddesi, temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla, Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen 'özel sınırlama sebeplerine' bağlı olarak, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın sınırlanabileceğini düzenler. Özel hayata saygı hakkını düzenleyen Anayasa m. 20'de ise genel bir sınırlama sebebi yoktur. AYM, bu gibi durumlarda bir 'sınırlama sebebi boşluğu' olduğunu düşünerek, Anayasa'nın 5. maddesinde yer alan 'Devletin temel amaç ve görevleri' hükmüne başvurmaktadır. AYM, Anayasa m. 5'teki 'kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak' gibi genel ifadelerden yola çıkarak, 'kamu düzeninin korunması' ve 'suç işlenmesinin önlenmesi' gibi soyut kavramları, temel hakları sınırlamak için 'meşru amaç' olarak kabul etmektedir. Metindeki eleştiri, tam da bu noktadadır: AYM, Anayasa'nın 13. maddesindeki açık ve sınırlı çerçeveyi, Anayasa'nın 5. maddesindeki genel bir görev tanımını yorumlayarak aşmaktadır. Bu durum, temel hak ve hürriyetler aleyhine, kanunda açıkça öngörülmeyen sınırlama sebeplerinin içtihat yoluyla yaratılması riskini taşır ve bu yönüyle 'hukuk devleti' ilkesi ve Anayasa m. 13'ün ruhuyla çeliştiği için eleştirilmektedir. Kararda sonuç olarak iptal kararı verilmiş olsa da, Mahkemenin bu 'meşru amaç' bulma yöntemi doktrinde tartışmalıdır.