Kamu görevinden çıkarma kararının iptali istemiyle açılan bir davada, davacı, idarenin hangi delillere dayanarak 'üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibat' tespiti yaptığını nasıl öğrenebilir ve bu delillere karşı nasıl bir savunma geliştirebilir?
İdari yargılamada 're'sen araştırma' ilkesi geçerli olsa da, davacının idarenin dayandığı delilleri öğrenmesi ve bunlara karşı savunma yapması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Davacı, dava dilekçesinde, idare mahkemesinden, davalı idareden (ilgili Bakanlık vb.) ihraç işlemine dayanak teşkil eden tüm bilgi ve belgelerin, soruşturma dosyasının ve Değerlendirme Komisyonu kararının bir örneğinin istenmesini talep etmelidir. Mahkeme, ara kararla bu belgeleri idareden ister. Bu belgeler dosyaya girdikten sonra davacı, bu belgelere karşı beyanda bulunma hakkına sahip olur. Savunma, gelen delillerin niteliğine göre şekillenir: - **'Kurum Kanaati'ne Karşı:** Bu delilin soyut, sübjektif ve istihbari nitelikte olduğu, tek başına hukuki bir işleme dayanak olamayacağı, somut delillerle desteklenmesi gerektiği ileri sürülmelidir. - **'Ankesörlü/Ardışık Aranma'ya Karşı:** Aramaların içeriğinin bilinmediği, kim tarafından ve ne amaçla arandığının belirsiz olduğu, sadece aranmanın tek başına irtibatı ispatlamayacağı, HTS kayıtlarının teknik olarak analiz edilmesi (arama süresi, sinyal bilgisi vb.) gerektiği savunulabilir. - **'Bank Asya'ya Para Yatırma'ya Karşı:** Hesap hareketlerinin olağan bankacılık faaliyeti olduğu, örgütsel bir talimatla yapıldığına dair bir delil olmadığı, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğu belirtilerek savunma yapılabilir. - **'Tanık Beyanları'na Karşı:** Tanık beyanlarının soyut, duyuma dayalı veya husumetten kaynaklı olabileceği, somut olay ve olgularla desteklenmediği sürece tek başına yeterli olamayacağı iddia edilebilir. Davacının amacı, idarenin sunduğu delillerin 'şüpheyi aşan, kesin ve inandırıcı' nitelikte olmadığını, varsayımlara dayandığını ortaya koymaktır.