Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 24.01.2017 tarihli kararında, e-posta ile gönderilen ödeme listelerinin 'elektronik imza ile imzalanmamış olması' nedeniyle resmi belge sayılamayacağı belirtilmiştir. Bu karardan yola çıkarak, güvenli elektronik imzanın bir elektronik veriyi TCK m. 204 anlamında 'belge' haline getirme gücünü 'kanunilik' ilkesi çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #74049

Bu konu, ceza hukukunun 'kanunilik' ilkesi (TCK m. 2) ile teknolojik gelişmelerin getirdiği yeni durumlar arasındaki gerilimi yansıtmaktadır. Karardan yola çıkarak iki zıt görüş ileri sürülebilir: 1) **Belge Sayılması Yönündeki Görüş:** YCGK'nın, belgenin reddi gerekçesini 'elektronik imza ile imzalanmamış olmasına' dayandırması, mefhum-u muhalifinden (karşıt anlamından) yola çıkarak, güvenli elektronik imza ile imzalanmış olsaydı belge olarak kabul edilebileceği şeklinde yorumlanabilir. Bu görüş, 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun 5. maddesindeki 'Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurur' hükmünü dayanak alır ve kanun koyucunun iradesinin bu yönde olduğunu savunur. 2) **Belge Sayılmaması Yönündeki Görüş (Kanunilik İlkesi):** Bu görüşe göre, TCK m. 204'ün gerekçesi 'belge'yi 'yazılı kağıt' olarak tanımlamıştır. TCK'da elektronik verileri 'belge' sayan açık bir düzenleme yoktur. Ceza kanunu dışındaki bir kanunun (5070 S.K.) bir işlemi hukuken eşdeğer sayması, TCK anlamında yeni bir suç konusu yaratmaz. Aksi bir yorum, TCK m. 2/3'te yasaklanan 'kıyas' yoluyla suç ve ceza ihdas etmek olur. 'Kanunilik' ilkesinin katı yorumu, TCK'da açık bir değişiklik yapılmadıkça, güvenli e-imzanın dahi bir veriyi TCK m. 204 anlamında sahtecilik suçunun maddi konusu haline getiremeyeceğini gerektirir. Nitekim YCGK da başka bir kararında, bu tür fiiller için genel belgede sahtecilik hükmü yerine, özel norm niteliğindeki TCK m. 244'ü (bilişim sistemine veri yerleştirme) uygulama yoluna gitmiştir, bu da TCK m. 204'ün doğrudan uygulanamayacağına işaret eder.