Kesin yetkinin söz konusu olmadığı bir davada, mahkemenin taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesi bulunduğunu re'sen dikkate alarak yetkisizlik kararı vermesi mümkün müdür? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #74035

Hayır, mümkün değildir. Yetki sözleşmesinin varlığı, HMK anlamında bir 'kesin yetki' hali yaratmaz. Kesin yetki halleri kanunda sınırlı olarak sayılmıştır (taşınmazın aynına ilişkin davalar gibi). Yetki sözleşmesi, taraflara sözleşmeyle belirlenen yerde dava açma hakkı veya yükümlülüğü getiren, ancak tarafların itirazına bağlı bir yetki kuralıdır. HMK m. 19/2 uyarınca, yetkinin kesin olmadığı davalarda yetki itirazının, davalı tarafından cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Eğer davalı bu itirazı süresinde ve usulüne uygun yapmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir (HMK m. 19/4). Dolayısıyla, mahkeme, davalının bir yetki itirazı olmamasına rağmen, dosyada gördüğü bir yetki sözleşmesine dayanarak re'sen (kendiliğinden) yetkisizlik kararı veremez. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2017/5506 E. sayılı kararında bu durum, 'Mahkemece re’sen yetkisizlik kararı verilebilecek haller, dava şartı olan, kesin yetki halleridir... Yetki sözleşmesinin yapılmış olması da re’sen yetkisizlik kararı verilebilecek hallerden değildir.' şeklinde net bir şekilde ifade edilmiştir.