CMK m.109/1'e göre adli kontrol ve tutuklama tedbirleri aynı şartlara tabi olmasına rağmen, uygulamada tutuklama şartları ortadan kalktığında adli kontrol tedbirine başvurulması neden hukuka aykırıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #74028

Bu uygulama, CMK'nın sistematiğine ve lafzına aykırıdır çünkü CMK m.109/1, adli kontrolün ancak m.100'deki 'tutuklama sebeplerinin varlığı halinde' uygulanabileceğini açıkça belirtir. Tutuklama sebepleri ise (1) kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin varlığı VE (2) bir tutuklama nedeninin (kaçma şüphesi, delilleri karartma tehlikesi vb.) bulunmasıdır. Eğer bir şüphelinin tutukluluk durumu incelenirken, örneğin delillerin toplanmış olması nedeniyle 'delilleri karartma tehlikesi' ortadan kalkmışsa, artık bir tutuklama nedeni kalmamış demektir. Tutuklama nedeni ortadan kalkınca, tutuklamanın temel şartlarından biri yok olur. Dolayısıyla, tutuklama şartları yok olduğu için adli kontrol şartları da otomatikman yok olmuş sayılır. Bu durumda şüphelinin derhal serbest bırakılması gerekir. Tutuklama şartları ortadan kalkmış bir kişiye, 'tutuklamaya devam etmiyoruz ama adli kontrol uyguluyoruz' demek, kanunda olmayan bir yetkiyi kullanmak ve adli kontrolü tutuklamanın bir devamı veya daha hafif bir alternatifi gibi değil, bağımsız bir tedbir gibi uygulamak anlamına gelir ki bu, CMK m.109'un ruhuna ve lafzına aykırıdır.