5237 sayılı TCK'da 'objektif sorumluluk' esasının benimsenmediği TCK m. 23'ün gerekçesinde açıkça belirtilmiştir. Bu ilkenin bir sonucu olarak, failin eylemi ile ölüm neticesi arasında salt nedensellik bağının bulunması, taksirle öldürme suçundan (TCK m. 85) sorumlu tutulması için yeterli midir? Neticenin 'öngörülebilir' olmasının önemini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #74024

Hayır, yeterli değildir. TCK m. 23 ile terk edilen objektif sorumluluk anlayışının bir gereği olarak, bir neticeden sorumlu tutulabilmek için failin kusurlu olması şarttır. Taksirle sorumluluğun temelinde ise 'öngörülebilirlik' unsuru yatar. Yani, failin taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulabilmesi için, ölüm neticesinin, failin içinde bulunduğu koşullar, kişisel yetenekleri ve tecrübeleri dikkate alındığında, 'objektif olarak öngörülebilir' bir sonuç olması gerekir. Eğer netice, hayatın olağan akışına ve genel yaşam tecrübelerine göre öngörülebilir bir sonuç değilse, failin dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiğinden ve dolayısıyla taksirinden söz edilemez. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2012/4070 E. sayılı kararının karşı oyunda da bu ilke vurgulanır. Basit bir yaralama eylemi sonrası mağdurun, fail tarafından bilinmeyen ve öngörülemeyen bir sağlık sorunu (örn: anevrizma patlaması) nedeniyle ölmesi durumunda, eylem ile ölüm arasında tıbbi bir nedensellik bağı olsa bile, ölüm neticesi öngörülebilir olmadığı için fail taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulamaz. Aksi bir kabul, objektif sorumluluğa geri dönmek anlamına gelir.