Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.01.2019 tarihli, 2016/75 E. sayılı kararına göre 'gecikmesinde sakınca bulunan hal' nasıl yorumlanmalıdır ve bu halin varlığına ilişkin kararlarda ne tür bir gerekçelendirme yapılmalıdır?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu bu kararında 'gecikmesinde sakınca bulunan hal'i, 'delillerin karartılması endişesi, şüpheli ya da sanığın kaçma tehlikesi veya aramanın amaçları açısından bir zarar doğması riskinin bulunması nedeniyle, hakime gidilmekle meydana gelebilecek zaman kaybının aramayı güçleştirmesi ya da imkansız hale getirmesi' olarak yorumlamıştır. Karara göre, 'hakimden karar alınmasının beklenemeyeceği acele bir durum' söz konusu olmalıdır. Arama işlemi derhal yapılmadığında sonradan yapılması imkansız veya anlamsız hale gelecekse ya da işlemle hedeflenen amaçlara ulaşılması fazlasıyla zorlaşacaksa bu halin varlığı kabul edilmelidir. Karar, bu halin varlığına ilişkin gerekçelendirmenin önemini de vurgulamaktadır. Kolluk veya savcının, gecikmesinde sakınca bulunduğuna dair kararında, bu acele durumu ve hakimden karar alınamamasının somut nedenlerini (örneğin, şüphelinin o anda kaçmaya çalıştığına dair bir bilgi, delillerin imha edilmeye başlandığına dair bir duyum gibi) açıkça belirtmesi gerekir. Soyut ve genel geçer ifadelerle 'gecikmesinde sakınca bulunduğundan' denilmesi yeterli değildir. Aksi takdirde, arama emri ve sonuçta elde edilen deliller hukuka aykırı hale gelir.