'Gecikmesinde sakınca bulunan hal' kavramının CMK'da tanımlanmamış olması ne gibi bir soruna yol açmaktadır? Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'ndeki tanım bu sorunu çözmek için yeterli midir?
'Gecikmesinde sakınca bulunan hal' kavramının CMK'da tanımlanmamış olması, temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden koruma tedbirlerinin (arama, elkoyma, iletişimin tespiti vb.) uygulanmasında keyfiliğe ve belirsizliğe yol açmaktadır. Bu kavram, esasen hakim kararı gerektiren işlemlerde, istisnai olarak Cumhuriyet savcısının veya hatta kolluk amirinin karar vermesine olanak tanır. Tanımın kanunda olmaması, bu istisnai yetkinin sınırlarının belirsizleşmesine ve uygulamada kural haline gelme riskine neden olur. Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 4. maddesinde yer alan tanım ('derhal işlem yapılmadığı takdirde suçun iz, eser, emare ve delillerinin kaybolması veya şüphelinin kaçması... ve gerektiğinde hakimden karar almak için vakit bulunmaması hali') bir çerçeve çizse de, bu tanım bir yönetmelik hükmüdür. Anayasa m. 124 uyarınca yönetmelikler kanunlara aykırı olamaz ve kanunların uygulamasını göstermekle sınırlıdır. Temel hak ve özgürlükleri sınırlayan istisnai bir durumun çerçevesinin, kanunla değil de yönetmelikle çizilmesi 'kanunilik ilkesi' açısından sorunludur. Dolayısıyla yönetmelikteki tanım yol gösterici olsa da, kanundaki boşluğu ve bundan kaynaklanan hukuki belirlilik sorununu tam olarak çözmek için yeterli değildir.