Çocuğun cinsel istismarı (TCK m. 103) suçunda, mağdurun ruh sağlığının bozulması (m. 103/6) nasıl bir hukuki niteliğe sahiptir? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/120 K. sayılı kararı ışığında, bu ağır neticeden failin sorumlu tutulabilmesi için hangi ek koşulun varlığı aranmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #74005

Mağdurun ruh sağlığının bozulması, TCK m. 103/6 uyarınca, cinsel istismar suçunun 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış' bir halidir. YCGK'nın 2018/120 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu durum 'görünüşte neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç' niteliğindedir. Yani ortada bağımsız yeni bir suç yoktur; temel suçun (cinsel istismar) işlenmesiyle ortaya çıkan ve cezayı ağırlaştıran bir sonuçtur. Bu ağır neticeden failin sorumlu tutulabilmesi için, TCK m. 23'teki genel kural gereği, failin bu netice (ruh sağlığının bozulması) bakımından 'en azından taksirle' hareket ettiğinin kanıtlanması gerekir. YCGK, anılan kararında, failin yaşı, sosyal ve kültürel durumu, eğitim düzeyi, olayın gerçekleşme biçimi gibi somut koşullar dikkate alındığında, failin mağdurun ruh sağlığının bozulacağını 'öngöremeyeceği' sonucuna varmıştır. Bu durumda, failin taksir derecesinde dahi kusuru olmadığı için TCK m. 103/6'dan ceza artırımı yapılamayacağına, ancak bu durumun TCK m. 61 uyarınca temel cezanın belirlenmesinde aleyhe bir faktör olarak dikkate alınabileceğine hükmetmiştir.