Yargıtay içtihatlarına göre 'fiili taksim' nedir ve varlığı halinde yasal önalım hakkının kullanılmasına etkisi nasıldır? Bu durumun hukuki dayanağı nedir?
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre 'fiili taksim', paylı mülkiyete tabi bir taşınmazın, paydaşlar arasında yazılı bir sözleşme olmaksızın eylemli olarak bölüşülerek, her paydaşın belirli bir kısmı münhasıran kullanması durumudur. Bu fiili kullanım biçimi uzun bir süre devam etmiş ve tüm paydaşlarca benimsenmişse, artık bir paydaşın kendi kullandığı bölümü değil de başka bir paydaşın kullandığı ve ona özgülenmiş bölümü satın alan üçüncü bir kişiye karşı önalım davası açması, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen 'dürüstlük kuralı'na ve 'hakkın kötüye kullanılması yasağı'na aykırı kabul edilir. Yani, fiili taksimin varlığı, yasal önalım hakkının kullanılmasına engel teşkil eder. Yargıtay 14. HD'nin 2016/15549 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'satıcı zamanında kullanıma karşı çıkmayan, o yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda pay satışı nedeni ile önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağından' dava reddedilmelidir. Hukuki dayanak, kanun hükmü değil, TMK m. 2'dir.