5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu m. 5'te yer alan 'Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurur' hükmü, güvenli e-imzalı bir elektronik belgenin ceza hukuku anlamında 'resmi belge' sayılması için yeterli midir? Tartışınız.
Bu konu tartışmalıdır. Bir görüşe göre, 5070 sayılı Kanun'un bu hükmü, güvenli e-imza ile oluşturulan elektronik verileri hukuki sonuç doğurma ve ispat gücü bakımından elle atılmış imzalı belgelere eşitlediği için, bu tür veriler ceza hukuku anlamında da 'belge' sayılmalıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2016/21-1065 E. sayılı kararında, e-imza ile imzalanmamış ödeme listelerinin belge niteliğinde olmadığına karar vermesi, mefhum-u muhalifinden (karşıt anlamından) e-imzalı olmaları halinde belge sayılabileceği şeklinde yorumlanmıştır. Diğer ve daha güçlü olan görüşe göre ise, bu hüküm tek başına yeterli değildir. Ceza hukukundaki 'kanunilik' ilkesi ve kıyas yasağı (TCK m. 2), bir hukuk dalındaki (örneğin özel hukuk veya usul hukuku) tanımın veya eşdeğerliğin, ceza kanununda açık bir atıf veya düzenleme olmadıkça doğrudan ceza hukukuna uygulanamayacağını gerektirir. 5070 sayılı Kanun'un amacı, elektronik işlemlerin hukuki geçerliliğini sağlamaktır; ceza kanunundaki suç tiplerini genişletmek değildir. TCK'da 'elektronik belge' veya 'elektronik veri' sahteciliğine ilişkin açık bir düzenleme olmadığından, 5070 sayılı Kanun'a dayanarak bu fiilleri TCK m. 204 kapsamına almak, kanunilik ilkesinin ihlali riskini taşır. Bu nedenle, ceza sorumluluğu için TCK'da açık bir düzenleme olması esastır.