Elektronik belgelerin belgede sahtecilik suçunun konusu olamayacağını savunan görüşün temel dayanağı nedir? Bu görüş 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesiyle nasıl bir bağ kurmaktadır?
Bu görüşün temel dayanağı, TCK m. 204'ün gerekçesinde de belirtildiği gibi, 'belge' kavramının tarihsel ve lafzi olarak 'yazılı kağıt' (evrak) anlamına gelmesidir. Buna göre, sahtecilik suçunun maddi konusu, fiziki ve somut bir varlığı olan, üzerine yazı yazılmış bir nesnedir. Elektronik veriler ise soyut, maddi varlığı olmayan dijital kayıtlardır ve bu klasik tanıma uymazlar. Bu görüş, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesiyle (Anayasa m. 38, TCK m. 2) doğrudan bir bağ kurar. Kanunilik ilkesi, hangi eylemlerin suç sayılacağının ve bu suçlara hangi cezaların verileceğinin kanunda açıkça belirtilmesini gerektirir. Bu ilkenin bir sonucu olan kıyas yasağı (TCK m. 2/3), kanunda açıkça suç olarak tanımlanmayan bir fiilin, benzerlik kurularak suç kapsamına alınmasını engeller. Bu görüşü savunanlara göre, TCK m. 204 'belge' derken açıkça maddi bir nesneyi kastetmiştir. Elektronik verileri, teknolojik gelişmeler nedeniyle 'belge' saymak ve TCK m. 204 kapsamında cezalandırmak, kanunda olmayan bir suçu kıyas yoluyla yaratmak anlamına gelir ve kanunilik ilkesini ihlal eder. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin istikrarlı kararlarında (örn: 2017/17434 E., 2018/1725 K.) da 'sahte oluşturulmuş maddi varlığı haiz somut bir belge olmadığından' belgede sahtecilik suçunun unsurlarının oluşmadığı belirtilmiştir.