Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu (TCK m. 155/2), suçun basit halinden (TCK m. 155/1) hangi unsurlarla ayrılır? Bir avukatın müvekkilinden tahsil ettiği parayı uhdesinde tutması hangi suç tipine girer ve neden?
Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu (TCK m. 155/2), suçun nitelikli halidir ve basit şeklinden şu unsurlarla ayrılır: 1. **Hizmet İlişkisi:** Fail ile mağdur arasında bir hizmet ilişkisi bulunmalıdır. Bu ilişki, İş Kanunu kapsamındaki bir iş sözleşmesi olabileceği gibi, vekalet sözleşmesi gibi süreklilik arz eden bir ilişki de olabilir. 2. **Süreklilik:** Hizmet ilişkisi, anlık ve geçici bir iş görmeden ziyade, belli bir devamlılık ve süreklilik arz etmelidir. 3. **Güvenin Yoğunluğu:** Hizmet ilişkisi, taraflar arasında daha yoğun bir güven ilişkisi yaratır ve kanun koyucu bu yoğun güvenin kötüye kullanılmasını daha ağır bir yaptırıma bağlamıştır. Bir avukatın, vekaletnamesindeki ahzu kabz (tahsil etme) yetkisine dayanarak müvekkili adına tahsil ettiği parayı müvekkiline vermeyip uhdesinde tutması, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2021/43 E., 2021/287 K. sayılı kararında bu durum netleştirilmiştir. Avukat ile müvekkil arasındaki ilişki, süreklilik arz eden bir vekalet (hizmet) ilişkisidir. Paranın tahsili, avukatlık görevi ve müvekkilin duyduğu güven temelinde gerçekleştiğinden, bu güvenin kötüye kullanılması TCK m. 155/2 kapsamındadır. Eğer avukat kamu görevlisi sıfatıyla hareket ettiği bir durumda (örn: CMK gereği atanan müdafi) zimmet suçu gündeme gelebilirse de, özel vekalet ilişkisinde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu oluşur.