Bir kooperatifin, anasözleşmesinde belirtilen amacı ve konusu dışında, örneğin bir üyesinin şahsi borcuna kefil olması halinde, bu kefalet işlemi kooperatifi bağlar mı? 6102 sayılı TTK öncesi dönemdeki 'ultra vires' anlayışı ile mevcut hukuki durumu, Yargıtay'ın kooperatiflere ilişkin kararları çerçevesinde değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #73294

Bu soru, metinlerdeki ultra vires tartışmasını kooperatifler özelinde uygulamayı gerektirir. Eski TTK dönemindeki katı ultra vires anlayışına göre, bir tüzel kişinin (şirket veya kooperatif) anasözleşmesindeki konu dışında yaptığı işlemler, hak ehliyetinin dışına çıktığı için mutlak butlanla (yoklukla) geçersizdi. Bu anlayışa göre, konusuyla ilgisiz bir kefalet kooperatifi bağlamazdı. Nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2015/3095 E. sayılı kararında da bu eski anlayışa atıf yapılarak, kooperatifin böyle bir işlemle bağlı sayılabilmesi için 'açıkça icazet vermesi' gerektiği belirtilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK'nın genel ruhu ve ultra vires ilkesini yumuşatan yaklaşımı (TTK m. 125, m. 371) dikkate alındığında, günümüzde durum farklıdır. Ticaret şirketleri için konu dışı işlemlerin kural olarak şirketi bağlayacağı kabul edilmiştir. Kooperatifler Kanunu'nda bu konuda açık bir hüküm olmasa da, TTK'daki bu genel eğilimin kooperatiflere de kıyasen uygulanması gerektiği savunulabilir. Bu yeni yaklaşıma göre, kooperatifin konu dışı kefaleti, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı kural olarak kooperatifi bağlayacaktır. Ancak, üçüncü kişi kefaletin konu dışı olduğunu biliyor veya bilmesi gerekiyorsa (kötü niyetli ise), kooperatif bu işlemle bağlı olmayacağını ileri sürebilir. Yargıtay'ın özellikle yeni tarihli kararlarında bu yönde bir eğilim gözlemlemek mümkündür, ancak eski içtihatlara atıf yapan kararlar da mevcuttur, bu da konuda tam bir yeknesaklık olmadığını göstermektedir. (Bkz: sen.av.tr, '6102 Sayılı Kanun Kapsamında Ultra Vires İlkesinin Uygulanması' ve barandogan.av.tr, Yargıtay 23. HD, 2015/3095 E. sayılı karar özeti)