Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 184 ve 186'daki usuli aşamaların atlanmasının tek başına bozma sebebi olup olmadığı konusunda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nde verilen bir kararda karşı oy yazan üye, hangi kanun hükmüne dayanarak bu durumun tek başına bozma sebebi olamayacağını savunmuştur? Bu görüşün temel mantığı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #73275

Karşı oy yazan üye, 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3/2. maddesi yollamasıyla uygulanması gereken mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 428. maddesine dayanmıştır. Bu madde, bir usul hatasının bozma sebebi olabilmesi için, hatanın 'lahik olan hükmü tağyir edecek derecede' yani 'sonucu etkileyecek nitelikte' olmasını şart koşar. Karşı oy'un temel mantığı şudur: HMK m. 184 ve 186'daki usule uyulmaması bir usul hatasıdır. Ancak bu hatanın, davanın esasına ilişkin sonucu değiştirecek ağırlıkta olup olmadığı incelenmelidir. Eğer bu usul hatası olmasaydı dahi mahkemenin aynı esasa ilişkin kararı vereceği anlaşılıyorsa, sırf bu şekli eksiklik nedeniyle kararın bozulması usul ekonomisine aykırı olur. Bu görüşe göre, öncelikle davanın esası incelenmeli, eğer esasa ilişkin bir bozma nedeni varsa, bu usul hatası da ek bir bozma nedeni olarak belirtilmelidir. Ancak esasa ilişkin bir hata yoksa, sonucu etkilemeyen bu usul hatası tek başına bozma nedeni sayılmamalıdır. Ancak belirtmek gerekir ki, Yargıtay'ın baskın ve yerleşik görüşü (çoğunluk görüşü), hukuki dinlenilme hakkını ihlal eden bu tür usul hatalarının, sonucu etkileyip etkilemediğine bakılmaksızın tek başına mutlak bir bozma nedeni olduğu yönündedir. (Bkz: barandogan.av.tr, Yargıtay 11. HD, 2016/1997 E., 2017/3912 K. sayılı kararındaki karşı oy)