Bir kimse, komşusunun evinin bahçesini, komşusunun rızası olmaksızın gizlice kamerayla kayda almaktadır. Bu eylem, hangi suç veya suçları oluşturabilir? Bu eylemi gören komşu, kayıt yapan kişiye saldırarak kamerasını kırarsa, bu eylemi meşru savunma (TCK m. 25) kapsamında değerlendirilebilir mi? Meşru savunmanın 'saldırı' ve 'savunmada orantılılık' şartlarını somut olaya uygulayarak tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #73266

Gizlice kamera kaydı yapma eylemi, TCK m. 134'te düzenlenen 'Özel Hayatın Gizliliğini İhlal' suçunu oluşturur. Kişinin evinin bahçesi, özel yaşam alanına dahildir ve rıza dışı gözetlenmesi ve kayda alınması bu suçu meydana getirir. Komşunun, bu eylemi gördüğü anda kayıt yapan kişiye müdahale etmesi meşru savunma kapsamında değerlendirilebilir. Meşru savunmanın şartları açısından: 1) Saldırı Şartı: TCK m. 134'teki suçun işlenmesi, kişinin özel hayatına yönelik 'gerçekleşen, haksız bir saldırı' niteliğindedir. Kayıt devam ettiği sürece saldırı da devam etmektedir. 2) Savunma ve Orantılılık Şartı: Saldırıya uğrayan kişinin (komşunun), bu haksız saldırıyı defetmek amacıyla orantılı bir karşı eylemde bulunma hakkı vardır. Savunma, saldırıyı sonlandırmaya yönelik olmalıdır. Bu kapsamda, kayıt yapan kişinin elinden kamerasını almak, kaydı durdurmasını sağlamak için fiziki müdahalede bulunmak orantılı bir savunma olabilir. Ancak, saldırganı etkisiz hale getirdikten veya kayıt yapmasını engelledikten sonra, salt öfkeyle kamerasını kırmak, 'savunma' amacını aşan ve 'orantılılık' ilkesini ihlal eden bir eylem olarak görülebilir. Savunma, saldırıyı defetmek için gerekli olanla sınırlı olmalıdır. Eğer kamerayı kırmak, kaydın devamını engellemek için o anki koşullarda zorunlu ve tek çare ise orantılı kabul edilebilir; ancak daha hafif bir müdahale mümkünken kameranın kırılması, meşru savunma sınırlarının aşılması (TCK m. 27) anlamına gelebilir. (Bkz: sen.av.tr, 'Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Haksız Saldırı...')